19 Ekim 2009 Pazartesi

sopez gulur

Sopez gulur
So ulur so ulur
So ren çkimi iqbali
Skani qoropa miğun qoropa
Si kçume var vigzali

telli ya da üflemeli,
hatta vurmalı,
enstrumanların nedir çektiği,
eşliğinde insan sesi,
sitem,
acı,özlem,
aşk,
hep aşk...

beş duyu,
bin lisan,
bir pencere,
hatta iki de,
aynı zamanda bir gibi,

dışarda rüzgar,
bileklerinde aşk,
hava açık,
güneşe uçan martının gölgesine saklanmış,
yaprak sarma inceliğinde parmaklarınca kavranmış,
gülden buram buram aşk,
ve müzik,
kulaklarında nedir bu enstrumanların çektiği...

yazları gidilen bir köy evi,
nasıl ağustosta şenlenir de pırıl pırıldır,
eylülde basar gider yemek kokusu ve çocuk sesleri,
yiter pat küt sesleri merdivenlerden,
çatırtıları eski tahtanın halıyla korunan,
bahar sonu yaz öncesi,
açtığın kapı ardında,
her yanında bulduğun tozdur aşk,
silsen de,
silkelesen de,
bırakmaz yanlız köşkü,
dağılır en ücra köşesine,
soluklarında yıllanır misafirlerin,
bırakmaz en mutlu gününde

Nerelerde geziyorsun
Nereye gidiyorsun
Nerede benim geleceğim
Senin aşkın var bende aşkın

aşk;
toprakta saklı demir tozu,
dönüşebilir bir tasa,
içinde yanan ateşle,
ve o tasstan bir su dindirebilir hararetini,
dökülebilir bir kılıca,
ya da hançere,
delip geçebilir bağrını;
kesebilir bileklerini,
kör bir bıçak olup;
aşk;
bin dereceyi aşmış bir kazan içinde,
güneşe çalmış rengiyle bir demir tozu işte,
topraktada kalsa,
dökülsede,
kaybolmaz aşk,
dönüşebilir sadece...

nefret ile sevgi arasında,
voleybol macı icin gerilmiş bir file,
nedir çektiği o topun,
kimbilir hangi elde...

aşk;
beş duyu,
beş pencere,
hepsi bir pencere,
nedir bu enstrumanların çektiği,
sussalar da,
kapansa da,

var yine...

Hiç yorum yok: