29 Mart 2012 Perşembe

sağlık olsun ne garip kelimedir
sağ olmak mıdır mesele
sağlıklı olmak mı?
ya da sağlık mı başlıbaşına gariptir,
olmak gibi,var olmak gibi yardımcıları olmadan...
sağ'lık
sağlık mıdır?
belki de bir ağacın yaprağıyızdır,
sağa sen,sole ben uzanıyorumdur
damarlarla,ağaç gibi dallanarak

mevsimlerden kış olsa bile,
dala tutunabiliyor olmamız bundandır
belkide

belki de bir ağacın yaprağıyızdır,
güneş açmasa bile
yeşil...
kalabiliyoruzdur,sağ...

gece dahi özümleme yapabiliyoruzdur,
kah birbirimizin ışığını katıp,
kah yıldızlardan çalıp,
göstermese dahi metropolün parlak geceleri
belki de

belki de bir ağacın yaprağıyızdır,
yağmur yağmasa dahi,
öpüşlerin ıslaklığıyla
kurumuyoruzdur
çöl'e varan sıcaklarda...

tan yeri ağardığında
üzermizde çiğ tanesi bulmaları da
bundandır
belki de

belki de bir ağacın yaprağı değilizdir de
ağacın ta kendisi olmuşuzdur,
ya da ormanın bizzat ta kendisi...
yeşil örtü ile
kahverengi toprağın
bakmasıdır belki birbirine
tüm hadise...

22 Mart 2012 Perşembe

ırkçılık tekrar canlanıyor avrupa'da...
özenilen hayatlarıyla avrupa'lı
hem vurdumduymaz hem sağduyulu,
çağdaşlıkları kendi içlerinde çelişir bir an'da,
azınlıklar'a karşı hassas,
ezilen çoğunluğa karşı kin,
hissiyatlarıyla...

tüm öldürmeyi düşünenleri öldürmeli,
belki de yiter katliamlar,
son bir intiharla...
bir bebek olsaydınız,
şimdiki anılarınızla,
tecrübeniz,
yaşanmışlılarınızla,
birileri size yapmanız ve yapmamanız gerekenleri söylerdi
ağlar miydiniz peki yine,
istedikleriniz için...
mahkumiyet şu hayat denen hapishanede,
keski işlemez parmaklıklardır zaman,
ah be gardiyan,
ah be gardiyan!
ölümlünün sonsuzluğu algılaması
ne kederli bir şeydir
bir yanda cennet bahçeleri
diğer yanda toz bulutuna bir seyir

ne kadar sonradan var olan var ise
hepsi
için düşünmek bir zaaftır

bir de ezel vardır,
ezelden beri var olan şeyler...

yitmek,
ezelden beri vardır...

sonsuza kadar da yitenler var olacaktır...

fakat ne ezel yiter,ne de sonsuzluk...

ölümlünün bir de düşleri vardır,
sonsuz olmaya dair,
ne garip bir sarhoşluktur bu?

bir de,
sonsuzluğu veyahut ezel'i anlamadan,
sonsuza kadar var olacağına
illet bir inançla inananlar vardır ki,
onlar,
şüphesiz ki...
kandırılmış çocuklara benzerler,
başlarına kötü şeyler gelen ailelerin,
çocuklarından gizlemeye çalışırken söylenmiş yalanlarla...

en acınası durumdakiler,
vaka 'nın aslına varmış da
elleri kolları bağlanmış olanlardır,
an'ı gözlerinde öyle büyütürler ki,
an'dan yiterler...

14 Mart 2012 Çarşamba

beni sen mi iteledin,
onu da bilmiyurum ki...
geriye doğru giden hiç bir şey
durmadan,
ileri doğru gitmeye başlayamaz

durmak,
akmanın
yolu yordamıdır...
ikisi de kötü biri olmaktan çekiniyordu,
çekinmek de ne kelime korkuyordular...
korku içlerine işledi,
biri oldular...
iki korkak 'biri'nden  korkuyordu...

biri ikisini de iyi hissettirdi,
korktukları olmuştu,
oldukları...