22 Aralık 2011 Perşembe

dünyada azaldıkca en fazla değer kaybeden şey
zamandır
unuttuğunun farkına vardığında,
hatırlamak başlar
gün gelecek,
ağlayacağız,
kana kana,
göz yaşlarımız kan olana değn,
nedensizce başlayacak bu,
hiç birşey yüzünden olmayacak,
tüm nedenler için,
birikmişler için,
biz ağladıkca dökülecek onlar icimizden,
belirginleşecek,
fakat orada olacaklar,
onlar orada durdukca biz ağlamaya devam edeceğiz,
bir an gelicek,
ilk damlaları hatırlayacağız,
ağlamaya başladığımız o anı,
ona da içleneceğiz o sırada,
ve bu yüzden daha da hüzünleneceğiz,
daha bir kan akacak gözlerimizden,
ilk kan damlaları için ağlamaya başladığımızda,
dökecek birşeyimiz kalmayacak,
bu sefer,
için için parçalanacağız,
çöküş devam edecek,
ağlayacağız,
ve öyle bir an gelecek ki,
gülümseyeceğiz ertesinde,
birikmiş nedenleri hatırlayacağız,,
ağlamamızı başlatmayan ama sürdüren nedenleri,
onlar için mutlu olacağız,
gülümsetecek bizleri,
ve o an,
ağlamaya başlayana kadar bizim ağlamamıza engel olan tüm iyi şeyler yok olacak,
silinecek benliğimizden,

onlara benzeyeceğiz,
bizim gibi insanlara...
yaşlanmak dediğin,
aynadan değil,
fotoğraftan anlaşılır
kelimenin,
son harfiyle başlayan kelimeyi söyleyebilme
üstüne kurulu bir oyuna benzer diyalog dediğin,

ilk anları arkadaşlık gibidir,

biraz daha uzatabilen,dost olur,

aşk,sevgi derken,uzar gider,

uzayıp gidebilir bir yere,

lakin,

bittiğinde kelimeler,

ömür yettiğince,

söylenecek söz kalmamıştır...
o çatlarını kaşmış bana bakıyordu,
benim de gülümde bir yüzümseme,
galiba karışım akılmıştı...
gitmek,bazen dönmektir aslında,
hiç bulunmadığın bir mekana vardığında,
oraya dönmüş hissetmek;
ölüme dair kurulan hayallerin altında yatandır aslında,
yaşamak,
gitmek gibidir,
arkana bakarak,
önünü görmeden,
dönüyor olduğuna dair bir yanılsama...
hayat,
öyle seçimler sunar ki,
iki farklı cepheye bakan,
pencereler gibidirler,
ikisi aynı anda açık kalamazlar,
üşümek,öyle koridara kıvrılıp,
kalabilmek ceryanda,
hepsi açık...
cesaret meselesidir