toz içindeki ayakkabısına gözünü dikmişti,
yüzyılların uykusundan sonra,
bir arkeologun yeryüzüne narin dokunuşlarıyla
toprağı delip geçişi gibi,tarih öncesi bir mızrağın;
kaplaması erimiş sandalyeden ucunu gösterir çivi,
sırtındaki ağrının sebebiyeti...
tabelası sandalyesinden de yaşlı,ve silik,kıraathanenin
simsiyah çayı avuçlarındayken...
o sırt,
yere baktığından değil,
veya,ayakkabısına bakarken ki daldığı düşüncelerden de;
ufuğu delip geçen bilmem kaç katlı gökdelenin hacmini dolduracak
tuğlayı sırtladığından,
eğik ve kamburdur...
yarısındaki çay hala avuçlarının içinde,
sımsıkı,
bardağı kıracakmışçasına tutması,
ellerindeki nasırın sıcaklık hissiyatını önleyişinden değil,
bilhakis,
geçireceği zamanla,önündeki dolu bardağın kalış süresindeki oranını,
tutturma çabasındandır...
ve bir sigarayı dudağının ucuna iliştirir ali usta,
ve ustalar genelde hep ali olur...
eski tadı olmayan samsun cigarasıdır,
kibritin alevi ilişir uca,
gariptir ki,
ciğere alınan nefesin,
geçidi oluşundan tükenir sigara,
her solukta ayrı bir tükenir,parlar,
ve itilir bir kültablasına,hiç varolmamışçasına...
ömrü gibidir ali usta'nın,
yapı'nın yapılışında...
bu an, daha önce, hiç yaşanmamıştı, yepyeni bir an, tamamen farklı... monotom hayat yoktur, sadece bakış açısı...
17 Nisan 2011 Pazar
reankarnasyon
yaşamına dair memnuniyetsizliği insanın,
başka hayatlara dair fantaziler üretir,
oysa ki,
dönüp baktığında,insan,
geriye,
seçimleri ve zamanla yitmiş,nice hayatlar,
görecektir...
yaşanmamışlığın huzurunda,saf gülüşüyle bir bebek,
kastiyet aranmaksızın yaramazlıklarıyla,bir çocuk,
kötülüğü edenlerden öğrenmiş;
kelebek kanadı kırılganlığıyla iyiliği,içinde muhafaza etmek ister,çocuktan öte...
ne geride bıraktıklarının ruhunu taşıyabilir insan,
ne geridekilerin ruhu kirlenmiştir,
yaşam denen sürecin balta girmiş anılarıyla...
sadece,emip bitirdiğimiz yitik ruhlarımızın,
izleri olan geçmişimizle,
yürürüz,yepyeni hayatımıza...
insanoğlu,tüm emanetleriyle,reankarnasyonların dizisi olan hayata hapistir;
yelkovanın turlamalarına benzemez gidişhattı,
geçmiş de gelecek de,anlamlandırılamaz "an" denen o illette...
başka hayatlara dair fantaziler üretir,
oysa ki,
dönüp baktığında,insan,
geriye,
seçimleri ve zamanla yitmiş,nice hayatlar,
görecektir...
yaşanmamışlığın huzurunda,saf gülüşüyle bir bebek,
kastiyet aranmaksızın yaramazlıklarıyla,bir çocuk,
kötülüğü edenlerden öğrenmiş;
kelebek kanadı kırılganlığıyla iyiliği,içinde muhafaza etmek ister,çocuktan öte...
ne geride bıraktıklarının ruhunu taşıyabilir insan,
ne geridekilerin ruhu kirlenmiştir,
yaşam denen sürecin balta girmiş anılarıyla...
sadece,emip bitirdiğimiz yitik ruhlarımızın,
izleri olan geçmişimizle,
yürürüz,yepyeni hayatımıza...
insanoğlu,tüm emanetleriyle,reankarnasyonların dizisi olan hayata hapistir;
yelkovanın turlamalarına benzemez gidişhattı,
geçmiş de gelecek de,anlamlandırılamaz "an" denen o illette...
8 Nisan 2011 Cuma
5 Nisan 2011 Salı
OSYM 'nin açıklamasındaki üç soruda bile algoritma işleyen iki soru var
Bu adresten-> OSYM acıklama görebileceğiniz üzere,OSYM'nin yaptığı açıklama insaların daha bir endişesini arttıracak şekilde.
Verdikleri birinci soruya bir bakalım.
masterda;
A)5 B)7 C)10 D) 14 E)21
adaya verilende ise
A)7 B)5 C) 10 D)14 E)21 şu an üç çakışma var,bir sola kaydırıyoruz
A)5 B)7 C) 10 D) 14 E)21
A)7 B)5 C) 10 D)14 E)21
A)7 B)10 C) 14 D) 21 E)5 doğru cevap 7 çakışıyor
burada,algoritmanın kitapçıkta farklı şekillerde açığa çıkabileceği,ve türlü türlü basit şifrelemeleri çözerek soruların büyük bir çoğunluğunu doğru cevaplayacağımızı görebiliriz.bu sorular osym'nin bakın şifre yok dediği sorular.
Verdikleri üçüncü soruya bir bakalım.
A) I ve III B)yalnız II C)I ve II D)Yalnız I E)I II ve III
A)Yalnız I B)yalnız II C)I ve II D) I ve III E)I II ve III iki çakışma oldugu için saga dogru bir kaydıracagız.savunduğumuz algoritmanın yapısı böyle
A)I II ve III B)Yalnız I C)yalnız II D)I ve II E) I ve III çakışma yok bir daha kaydırıyoruz
A) I ve III B)I II ve III C)Yalnız I D)yalnız II E)I ve II Cevabımız ne? I ve III
ösym,burada belirttiğim,ve birçok sözlük yazarı ve forum yazarlarının da belirttiği üzre,yazılımında hata yapmıştır,cımbızla seçtikleri sorularda bile işlemektedir.
Verdikleri birinci soruya bir bakalım.
masterda;
A)5 B)7 C)10 D) 14 E)21
adaya verilende ise
A)7 B)5 C) 10 D)14 E)21 şu an üç çakışma var,bir sola kaydırıyoruz
A)5 B)7 C) 10 D) 14 E)21
A)7 B)5 C) 10 D)14 E)21
A)7 B)10 C) 14 D) 21 E)5 doğru cevap 7 çakışıyor
burada,algoritmanın kitapçıkta farklı şekillerde açığa çıkabileceği,ve türlü türlü basit şifrelemeleri çözerek soruların büyük bir çoğunluğunu doğru cevaplayacağımızı görebiliriz.bu sorular osym'nin bakın şifre yok dediği sorular.
Verdikleri üçüncü soruya bir bakalım.
A) I ve III B)yalnız II C)I ve II D)Yalnız I E)I II ve III
A)Yalnız I B)yalnız II C)I ve II D) I ve III E)I II ve III iki çakışma oldugu için saga dogru bir kaydıracagız.savunduğumuz algoritmanın yapısı böyle
A)I II ve III B)Yalnız I C)yalnız II D)I ve II E) I ve III çakışma yok bir daha kaydırıyoruz
A) I ve III B)I II ve III C)Yalnız I D)yalnız II E)I ve II Cevabımız ne? I ve III
ösym,burada belirttiğim,ve birçok sözlük yazarı ve forum yazarlarının da belirttiği üzre,yazılımında hata yapmıştır,cımbızla seçtikleri sorularda bile işlemektedir.
YGS şifre mod medyan değil çembersel modlama
Bir matematikçi olarak söylüyorum;mod-medyan kelimelerinin konuyla uzaktan yakından alakası yok.O çocukların aradığı mod medyan farklı,orta iki çocuklarının müfredatına yeni eklenen bir konu,geçen seneki mantık sorusuna nispeten yayılan söylentiyle arama yapılmış,iki farklı konu sadece mod kelimesi yüzünden birleştirilip,işin özü yine bilgisizlikten kaçırılmakta.Kullanılan algoritma çembersel permütasyon algoritmasıdır.ösym'nin herkese farklı kitapçık üretmesinin bir ürünüdür bu.Şimdi elinize kalem alın,herhangi farklı 5 sayıyı küçükten büyüğe sıraladığınız 5 adet soru yazın.Bu sizin master kitapçığınız.1.300.000 kitapçık yapmak istiyorsunuz,ama değerlendirirken kolaylık olsun diye de sınırlı sayıda cevap anahtarı yapacaksınız.Bu yüzden doğru cevabı sabit tutup diğerlerini karıştırmanız gerekiyor.hadi karıştırın.5 adet doğru cevap sabit şıkların yerleri değişmiş soru elde edin.şimdi,gidip çembersel permütasyonu kullanın.Çembersel permütasyonu çözümlemek için önce büyükten küçüğe dizeceksiniz.Tek çakışma varsa,teker teker alttakini sağa veya üsttekini sola kaydırın.göreceksiniz ki o beş soruda şaşılacak seviyede doğru çıkacaktır.Eğer,doğru cevap sabitken,tüm sayıların yeri değişmişse(hepsi farklı yerde olacak)yüzde yüz doğru cevap bulursunuz.ösym'nin algoritmasını yazanlar beceriksizin önde gideni,herkese farklı kitapçık yazma girişimi ise tecrübesizliğin ürünüdür.Çembersel permütasyonu kullanmalarının nedeni tamamen az cevap anahtarı üretip,işlem yükünden kaçınmaya yönelik dahice(?) bir fikirdir.rasgele sıralasalardı,böyle bir yöntem yüzde yirmiden fazla doğru çıkaramazdı ki zaten her şıkkı aynı işaretlerseniz yüzde yirmi doğru cevap bulursunuz.Peki bu beceriksizliğin ardında art niyet var mıdır?Tabi ki bu algoritmayı yazan insan,böyle bir sonucun olacağından kesinlikle haberdar olacaktır.Özellikle yazılmış mıdır bilemem,birilerine aktarılmış mıdır bilemem.Ama sadece sınava girmeden önce böyle bir şey kulağıma gelse(doğru cevap sabit,rastgele değiştiriyormuşlar şeklinde)bu çözüm yöntemini sınav esnasında kullanmaktan çekinmem.Çünkü o yazılımcılar,emin olun doğru cevap sabitken sistemi diğer cevapları tamamen değiştirecek şekilde ayarlamıştır.Sonra da her kitapçıkta dizilim değişmeden sağa doğru kaydırıp,çembersel permütasyonu uygulamışlardır.Ben diyorum ki,ÖSYM database'ini itu'ye açsın.Hesaplamalı Bilimler ve Mühendislik Bölümü'nün bilgisayarında yüz satır sürmeyecek kodla bu sistemin yüzde kaç doğru sağladığını bulalım,bir saatte.Bu işin ardında kimler var bilmiyorum,lakin asla güvenmiyorum.ben İTÜ Matematik Müh. öğrencisiyim,diyorum ki birinci sınıf öğrencimiz dahi bugün sistemi analiz edip,kamuoyunu rahatlatabilir.Bu sistem şifreleme amaçlı yapıldıysa veya yapılmadıysa bu saatten sonra hiç bir önemi yoktur.Bu iş din değildir ki biz gidip niyet arayalım.Güvenlik açığı olmayan,şansla veya hinlikle insanlara avantaj sağlamayan bir sistem olmalıydı.Biz suçlu falan aramıyoruz,bu işi yapabilecek,öğrencilerin önlerindeki sınava rahatça girebilecekleri bir ortamı yaratabilecek kurumlar arıyoruz.Bırakın artık şu gençliğin yakasını!
1 Nisan 2011 Cuma
kadın
kadın,
tırnaklarını uzattı önce,
ojeye tuval oldular
ardınan,
bir adamın yüzünde,
haftalarca kalacak izin,
pençesi oldular,
kan,yeni açılmış yaradan,
süzülürken,ince,ince,
havayla öpüşüp de pıhtılaştığı an,
idrak edecekti,adamın pisliğin teki olduğunu
kadın,
bir kaç gün elini dahi yıkamadı,
bir öcün,
tek şahidiydi tırnaklar,
uzadılar,
uzadıkça,
uzadılar...
ellerine baktıkça kadın,
kötü bir anının hatırlatıcısından başka
birşey
görmedi,
aldığı öç,kininde tohum oldu,
kaderinde büyütmek içinde,bir hücreden milyarları...
baktı ellerine,
öfkeyle,
duvarları yumrukladı,
avuç içlerinde damarlarından taşan kana bürünmüş kin...
uzadı,
tırnaklar,
ya da uzattı kadın,
ucunu sıkıştırdı mengeneye,
var gücüyle çekti geri,
koluna bağlı elini,
teker teker hepsi için...
yaraları kabuk bağladı,
uzadı tırnaklar,yarıp yarıp,kabukları,
kelebeğin kozadan çıkışı misali
tırnaklarını uzattı önce,
ojeye tuval oldular
ardınan,
bir adamın yüzünde,
haftalarca kalacak izin,
pençesi oldular,
kan,yeni açılmış yaradan,
süzülürken,ince,ince,
havayla öpüşüp de pıhtılaştığı an,
idrak edecekti,adamın pisliğin teki olduğunu
kadın,
bir kaç gün elini dahi yıkamadı,
bir öcün,
tek şahidiydi tırnaklar,
uzadılar,
uzadıkça,
uzadılar...
ellerine baktıkça kadın,
kötü bir anının hatırlatıcısından başka
birşey
görmedi,
aldığı öç,kininde tohum oldu,
kaderinde büyütmek içinde,bir hücreden milyarları...
baktı ellerine,
öfkeyle,
duvarları yumrukladı,
avuç içlerinde damarlarından taşan kana bürünmüş kin...
uzadı,
tırnaklar,
ya da uzattı kadın,
ucunu sıkıştırdı mengeneye,
var gücüyle çekti geri,
koluna bağlı elini,
teker teker hepsi için...
yaraları kabuk bağladı,
uzadı tırnaklar,yarıp yarıp,kabukları,
kelebeğin kozadan çıkışı misali
tekrarı sevimsiz tümceler
yitirmek,yitmektir bir nevi,
her yitirdiğin,
yitirir seni
benzer,yarıda kalmış sevdalar,
sineklern baharda yumurtadan çıkıp da,
yaz'ı yaşayıp,yok olmalarına kış başında;
ölümdür bu benzerliği,aynılıktan ayıran,
bir sonraki baharda var olan sinek,
haberdar değildir atasından,
ve,
mevsimlerin devamlılığına hapsolan insan,
benliğinde taşır,
çakıl taşlarını,dalgaların dövdüğü kayalar misali,yüreklerinde
garip olan,
kuma vardıkça,daha bir taşlaşır yürek,
algıda,hatıraların despot hükümdarlığıyla...
yitirmek,yitmektir bir nevi,
her yitirdiğin,
yitirir seni...
bir de,yitirmeden yitmek vardır,
kimisi,hapseder varlığını hücrelerne de,
def-edilir yağmurun sokaklardan söktüğü gibi,tozu çamuru,
karşısındakinin yüreğinin mazgallarından;
bu yitişi ne ölüm paklar,
ne yeni bir kişi...
askıda kalmak,
bir fotoğraf gibi,o an'da,o varoluşta...
bir de,
ölümden sonrasına inananlar vardır,
hangi mazoşist arzular,
var etmek sonsuza değin,bilinçte
geçip gitmişi...
yitirmek,yitmektir bir nevi,
her yitirdiğin,
yitirir seni
sen,
yitirip de hepsini,
karıştıkça süblimleşmiş yalnızlığına
yokolacağını sanma sakın,sinekler gibi
boka bulanmadan,kan emmeden,
yitirmekten zevke varamazsın...
her yitirdiğin,
yitirir seni
benzer,yarıda kalmış sevdalar,
sineklern baharda yumurtadan çıkıp da,
yaz'ı yaşayıp,yok olmalarına kış başında;
ölümdür bu benzerliği,aynılıktan ayıran,
bir sonraki baharda var olan sinek,
haberdar değildir atasından,
ve,
mevsimlerin devamlılığına hapsolan insan,
benliğinde taşır,
çakıl taşlarını,dalgaların dövdüğü kayalar misali,yüreklerinde
garip olan,
kuma vardıkça,daha bir taşlaşır yürek,
algıda,hatıraların despot hükümdarlığıyla...
yitirmek,yitmektir bir nevi,
her yitirdiğin,
yitirir seni...
bir de,yitirmeden yitmek vardır,
kimisi,hapseder varlığını hücrelerne de,
def-edilir yağmurun sokaklardan söktüğü gibi,tozu çamuru,
karşısındakinin yüreğinin mazgallarından;
bu yitişi ne ölüm paklar,
ne yeni bir kişi...
askıda kalmak,
bir fotoğraf gibi,o an'da,o varoluşta...
bir de,
ölümden sonrasına inananlar vardır,
hangi mazoşist arzular,
var etmek sonsuza değin,bilinçte
geçip gitmişi...
yitirmek,yitmektir bir nevi,
her yitirdiğin,
yitirir seni
sen,
yitirip de hepsini,
karıştıkça süblimleşmiş yalnızlığına
yokolacağını sanma sakın,sinekler gibi
boka bulanmadan,kan emmeden,
yitirmekten zevke varamazsın...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)