7 Mayıs 2014 Çarşamba

çivi çiviye çakılamaz,
sonradan gelen daha kalın ise,
madde'nin kanunlarına da uymaz...

aslında çivi çiviyi sökmez anlayacağınız...
parçalar...

bir fidan dikmiştim çöle,
orman olmaya ramak kalmıştı,
bir kibrit çaktı,
toprak soğuktu,
hava da öyle...
nasıl yangına döndü?
bilemedim...
göz yaşı dökebilseydim,
belki söndürebilirdim....

ben kum taşıyorum ramak' tan
o ise kibrit kutusunu elinden bırakmıyor...

insanı insandan başka acı çektirebilen herhangi bir etken var mıdır?
ya da üzen,
savaşlar,
kaybetme korkusu,
bencillikler...

yaşamak ile ilgili soru işaretlerini bir kenara koyun,
tüm soru işaretleri zırvadır,
yaşam başka yaşamlarla etkileşimden ibarettir,
tüm denklemlerden insanı çıkardığınızda,
geriye mutluluk kalır...

mutluluk arayışının boşluğu paradox'tan hallicedir,
bir çiçeğin açmasından mutlu olmayan kimse,
mutsuzluğun mahkumudur...

bir de mutsuz olmamayı mutluluk sayanlar vardır ben gibi,
onlar ağzı açık bir şekilde diğer insanlara acımakla,
şaşırmak arasında gidip gelirler...


mutluluk acı çekmemektir,
acı an'ında mutlu geçmiş anlar tasavvuredilebilir,
acı dindiğinde mutluluk da gelecektir,
gelecekte...

ya da acı çekerken böyle düşünülür...