30 Mart 2010 Salı

nedir ki

dünya dediğin nedir ki,
dönüp duran bir alem,
yeryüzü,
aldatıcı düzlükleri...

dönüp duruyor,
ve dönüyor başladığı yere,
bakma sen duruyor dediğime,
mevsimlere de aldanma sakın...

hayat dediğin nedir ki,
gün gibi işte,
açıyor gözlerini ninnilerle,
kapatıyor,ağıtlar ile...

dünya dediğin nedir ki,
dönüp duran bir alem,
en heveslisi yaşamaya,
80 günde dolanıyor da,
dönüp varıyor başladığı yere...

8 Mart 2010 Pazartesi

aşk,
sigara gibidir,
henüz hiç yanmamış,

elinin sıcaklığı,
yaktıktan sonra,
çektikçe nefesine,
yarinin nefesini

aşk öldürür,ölünceye kadar...

tablanın üstünde,
cinayetin delilleri,
griye yakın siyah,
içine çeken seni...

aşk,
sigara gibidir,
henüz hiç yanmamış,

korkuluklara dayanmış,
avcunda tutup da,
rüzgardan sakındığın,
cenazenin külleri,

aşk öldürür,ölünceye kadar

dağılır maviliklere,
deniz eskisi gibi değildir artık...
denizin sıfırında,
o bank hep oturduğunuz,
seyretmeye doymandığınız manzara,
sıfır kadar boştur artık

aşk,
sigara gibidir,
henüz hiç yanmamış,

boğazında yutku,
öksürüp de atamadığın,
ciğerinde zehrin,
özlemi,bağımlılığı

aşk öldürür,ölünceye kadar

izmaritin;
dudakla birleştiği yerde,
öpüşlerin ıslaklığı...
ucunda,üstüne basıp da
söndrülecek olan,
son anların sıcaklığı...

aşk,
sigara gibidir,
henüz hiç yanmamış,

yıllar sonra,
yarısında yorulduğun merdivenlerde,
derin soluklarında saklıdır,
doktorun ışığa tuttuğu ciğer filminde,
nohut tanesi kadar bir nokta işte...

aşk öldürür,ölünceye kadar