30 Mayıs 2010 Pazar

en kötüsü de karar vermektir işte,
vermeden önce,
türlü simülasyonlarında,
yatağında,
uykusuz düşüncelerde,
düş olup çıkarsın,
dalmadan önce aldığın karar,
sabah uçup gider nöronlarında,
hayat,
paralel evrenlerde sıkışıp kalmaktır kimi zaman,
türlü olasılıklar,
akıp gider,
kararsızlıklarından...
bir gün gelecek,
ve içimizde tuttuğumuz her şey,
vurup duracak,
yüzlerine,

acaba o gün,
içlerinde mi biriktirecekler,
bizim gibi,
yüzümüze vuracaklarını
hayat bir bilmece deyip,
deyip,
deyip durma bana

bilmece dediğinin,
en azından soran bilir cevabını...
günü unuttuğum çoktur,
ayda bir de ayı unuturum,
yılı unuttuğum enderdir ama...

öyle,
unutuşum benim,
gece on ikiyi gectikten sonra,
yarın derken,o andan bahsetmek gibi değil
an gelir de,
çocukluğunda ileriye dönük hayallerinde
sıkışıp kalmışsındır,
hani yaşını,
geçip gitmiş olanı kavrayamazsın ya;
sanki takılıp,düşürüp,toz ettiğin vazo,
hala sephanın üstündedir...

biz güneş gören gecelerde,
uyuyakalmışız
dirseğimizi ısıtmış,
perdenin arasından sızan güneş...
savaş çıkacak biliyorum,
yapışacak boğazına,
yapışacak caninin,

savaş çıkacak biliyorum,

bu sefer,
masum insanlar çıkaracak savaşı,
zalim,
ah onlar,
dökülecek meydanlara,
ellerinde zeytin dallarıyla

f

kahve,
ah acı kahve,
uyandır beni

parmaklıklar arasından,
sızan yeni güne,
bir mahkumun uyanışı benimki,
uyanmakla da alakası yok hani,
yeni gün kavramına takılıp kaldım ben...
doğrulup yatağından,
esner de,
yüzüne su vurup,
yine oturur ya yatağının üstüne,
öğleye doğru,
hücrenin bir ucundan,
diğer ucuna volta atacaktır

kahve,
acı kahve,
uyandır beni,

uyumasam da günlerce...

9 Mayıs 2010 Pazar

sen onları kafana takma,
onlar öldüler,
sen onları kafana takma,
onlar ölecekler,
sen kafaya takma,
sen de yitip gideceksin,
sen onları kafana takma,
onlar doğduğunda,sen burada olmadığın için
onlar da burada olmayacak...
sen,
it herif,
yaşamana bak...

değirmene

sen yamaçtan,
ben düzlükten,
toprağı delip geçip de göğe varan,
mısırın taneleriyiz...
güneş vurdukça kurur,
kurudukça sertleşiriz,
sen de ben de,
değirmende,
öğütüleceğiz...
ilk su damlası,
emilecek dağın tekinde topraa,
ardından gelen diğerleriyle,
derelere dolup taşacak da,
çağlayacak,
çarkın dönüşünde...
umufak tanelerimiz,
kaybolup gidecek şu dünyadan,
değirmen de yıkılacak belki,
fakat akacak su,
akacak,tepelerden,
tepeleri aşındırıp,
dümdüz edene kadar,
akacak...

anneme

aylarca tıkılıp kaldığım,
güneş görmez hapishanemin,
güler yüzlü bekçisi,
nefesimi sen aldın,
suyumu sen içtin,
canım ne çektiyse,
canın çekti yerime
ilk defa ağladığımda,
yanımdaydın...
bundan sonra yediğim her yemekte,
içtiğim her suda,
hayat denen şu hapishanede sen varsın...
sen ya da ben olmasak şu dünyada,
annem kalacaksın...
gülücükler yanağında açsın,
gülyüzlü gardiyanım,
nice anneler gününe...