31 Ekim 2009 Cumartesi

pek eski olmayan bir vakitten

güneşe doymuş bir şafak ertesi
yazıyorum bu şiiri,
aklımda dönüp duran
imam hasan sabbah efendi
ve cenneti alamutun arka bahçesinde
düşlerimde,arkaya ittiklerim gibi
sıraladığım mısralara gülümsüyor
yoldan geçen
işine koşmakta biri
ben yazıyorum o gülümsyor
bir tümce bu,yok bir zarfı,
ancak sıfatı var ve fiili,
o yürüyor ve geçiyor sokağımdan
sadece biri,
bana mı gülümsüyor,
yoksa bana mı gülümsüyor sormama mı
işte böyle bir sabah
kapatıyorum gözlerimi
yakın zamanlarda izlediğim vampir dizisi,
ile etkilenip,
güneş yakarken tenimi,
zamanın damarlarımda dolaşan kanı
emdiğini hissediyorum...
bir sabah,
ne günü var ne ayı,
ne de yılı,
her sabah gibi...

Hiç yorum yok: