28 Şubat 2009 Cumartesi

part5

mutluluk

şansa bağlı oluşan insan şansa bağlıdır ki
nörolojik veya hormonal olarak
duygulardan kapsamlı bir psikolojiye sahiptir

temel olarak aynı bilinçaltı öğretilerle yoğrulan ve gelişen insan
misal üreme,beslenme,barınma...
aynı zamanda çeşitli değişken duygularıyla hayatı yorumlama kaygısı
güder
ve psikolojisi kendine sıfatlar arar,ve insanlığın birikimlerinden faydalanıp
kendisinin nasıl biri olduğuna dair isimlendirme yollarına gider...
evrende şansa bağlı mevcudiyeti varolan bu insan için,
hayat denen bu kısa veya uzun olmayan,
sadece var olan bu yolda,
evren için çok küçük,insan için çok büyük duygusal değişimler yaşanır...

bu değişimlerin de kurallarının,varoluşunun sınırları,
evrenle aynı sınırları barındırmalıdır...
insan hayatı için herşeyin belli kurallar dahilinde mevcut olacağı aşikardır...
evren için de bu mevcuttur ki,insan denen bir organizma var olmuştur
bunun temeli de şanstır...

"bilardo masasında mevcut değişkjenler ve olasılıklara bağlı vuruş sayısı sonsuza yakın denebilir,büyük patlamayı bilardo topuna hangi noktadan nasıl vurulması gerektiğini hesaplayıp,şov yapan bir oyuncunun bilgeliği,kuralları bilmesinden kaynaklı olsa da,ortamdaki değişkenlerin sınırsızlığını bilip,değişkenlerin ağır basanlarından hesaplayıp vuruş yaptığı da bir gerçektir.şans diğer değişkenlerin o anda değişmemesidir"

mutluluğu düşleyen bir insan,
var olanları hiçe sayabilir,
hatta var olduklarını iddaa edip
ileriye gidip,gerçek mutluluğun var olmayacağını kabullenebilir.
hayat denen karmaşayı yorumlarken,
mutluluğun hayatın kalan aralığında gerçekleşmeyeceğini ileri sürmüştür,
gerçek mutluluğun var olmayacağına inanıp
şairin dediği gibi;
"en güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımız"
cümlesi ise aslında bu gibi düşünenlere
kanıt olabilir...
yaşanmış hayatın aslında tüm hayat olduğunu
bilip,kalan zamanın ne kadar belirsiz olduğuna kanaat geitirp
yaşanmışlıklar içinden en mutlu an seçilip,
zor da olsa biri belirlenip,
bu a b aralığında max.mutluluk noktası belirlendiğinde
kalan zaman içinde daha mutlu bir anın veya
daha da matematiksel olarak
bu eğrinin altta kalan alanını toplam mutluluk olarak gözlemleyip,
ortalaama mutlu bir hayatı hesap ettiğimizde,
kalan zamanın daha yüksek bir mutluluğa ulaşma ihtimalinin var olduğunu kabullenmek lazımdır...
daha büyük ortalama bir mutluluğa erişmek de mümkün olacaktır...

ütopya bir şehirdir ki herkes mutludur içinde,mesut yaşarlar
ve kalan zamanında insan her zaman bir ütopyaya yakınsar bir an umut edebilir
ve belki de şanstan varolan bu organizma
şans olarak kendi organizma bütünü için
gerçek ve saf olan mutluluga erişebilir...
fakat,bunu anlaması veya kavraması,mümkün değildir

Hiç yorum yok: