30 Eylül 2010 Perşembe

dalga oldu,
yüreğinden mi ses tellerinden mi
bilmediğim haykırış
sevda ötürülü
himalayasının zirvesine
çarptı yüreğimin.
noktasal bir kuvvet
fiziksel bir yumağa çevirdi o an,
yumruk büyüklüğündekinde bir çıkmaz yarattı,
tümünü eritecek kadar,
lakin öyle olmadı...

patates büüyüklüğünde
söküldü sevdalarımdan,
ve yuvarlandı
eteklerine
kandırıp tüm tanelerimi,
sanki onlardan biriymişcesine,
başlangıçta,
futbol topu büyüklüğündeydi,
yuvarlandıkça;
büyümemesi düşünülmezdi...

işte,
çıkmazların en büyüğü,
cesaretin,onurla kesiştiği yer,
durabilmek önünde
bir çığın kaynağına yakın bir mevkide;
ya da,
seyreylemek çekilip,
gidebileceği,
kanserli bir hücre gibi
koparıp kendine katabileceği
sevgiden kin'e,kıyamamaktan incitmeye
olan yolculuğunu,eteklerinde...

çıkmazlar,
kelebeklerin kanat çırpışlarına terk edilmeli...
durmak,
açıp da kollarını,
dikilmek mertçe;
çarpıp dağılan o kütlenin,
tekrar sevdayla buluşup da,
nice çığların habercisi olabileceğine dair inançla,
göz ardı edilmeli...

kahramanlıklar,
böyle an'larda,
kahramanlar yaratır,
kimi,kahraman olmak ister,
kimi de seyirci...
seyirci olmak,vicdanla yüzleşmektir,
kahraman olmak da sonuçlarıyla...
aslolan,
kahraman olmamaktır aslında...

Hiç yorum yok: