4 Şubat 2010 Perşembe

memento

hayat,cakmağın gazı bittiğinde
tutku,ellerin boş kaldığında
hayat,rüzgar eserken söndürürcesine sigaranı
tutku,yokluğuna alışamadığın gözleri anarken
hayat,inat edip ellerini kanatırcasına çakarken
tutku,şarap şişesinde huzuru bulup dertleşirken çakıl taşlarını döven denizle

göz kırpar hayat,dalga geçer,rüzgara sırtını döner,bir kiriş bulup sinersin
acıtır tutku,eser rüzgar,üşürsün sarılmanın sıcağını anıp,ıslanırsın azgın dalgalarla

dipsiz kuylarda hapsedip,karanlıkta göz kırpar hayat,
yaktığın sigranın verdiği umarsız zafer sarhoşluğuyla,kaybettiklerini hatırlatırcasına

aşk damarlarında dolaşırken,karşılık bulmayınca acıtır tutku,
umursamazsın bile,penceresi önünde sırılsıklam aşıksındır,farkedilmezsin çıkmaz cama,

aylar geçer,hatırlanmışlık kalmamıştır,
gün gelir göz göze gelirsin,içinde aynı patlama,tansiyondur inip çıkmamıştır bile,
hava sıcaktır,ya da sana öyle gelir
farketmesi için,takla atmadığın kalmıştır
farketmez...

farketmemesi hayattandır,
farketmesini umursaman tutkudandır,
ne kadar göz kırpsa da,
hayat
ne kadar acıtsa da,
tutku

suç ne denizdedir ne rüzgarda,
ne bakmaya kıyamadığın gözlerde,
gercek duvarlarla kapattığı kalbinde,
her koyun kendi bacağından asılır ve kendi yününde ısınır bu şehirde,
sitem kendi kalbinedir...
suç damarlarındadır...
mahkum ise sevgi aşktır sahte parmaklıklar ardında...
ziyaretine gelen yoksa çıldırır,şarkıdır hiç duyulmamış dinlenmemiş,..

Hiç yorum yok: