28 Eylül 2009 Pazartesi

yıldırım misali

yüzde beş alkol misali,
birada azınlıkta kalmış,
sana ağzımdan dökülmeye yüz tutmuş,
boğazımda düğümlü sözcükleri,
yüzüne vurma isteğim

bir korku bu,
kendime yabancılığımdan,
sana yabancılaştıran beni,
özlem,
ne garip bir duygu bu,
yanındayken bin kat daha artan,
himalayalardan yuvarlanan kartopu

insanoğlunun oğluyum ben,
damarındaki zehri adetten bilen,
ah bir de yok mu,
ayağı postallara yapışmış asker misali
gün saymaklar...

kanser bu olsa gerek,
içinde senden yabancı büyüyen
orta çağlardan kalma bir büyü,
illüzyon,
bir de kendime söylediğim
ülkemin siyasetçisi vari,
gündemi saklayan yalanlarım

zaman pek bi yagmurlu,
gec gelen bir yazın kara bulutlu bir haziran günü,
içime işleyen bir ışık yağmuru,
önce mideme bakı yapan homurtu,
ve yavaş yavaş artan ses,
bomba ertesi kulaklarımı sağır edercesine,
o içimdeki yalancıyı susturan ses,
öyle boğuk,öyle kalpten,
öyle mantığı katleden,ki,
öyle ki,yayladan denize yola çıkmış,
alabora olmaz bir raftingci misali,
yağmur damlası...
yıldırım misali işte,
başı da,
şu anı da,
yılmaz,
yıldırır,
bir yıldırım....

Hiç yorum yok: