12 Eylül 2009 Cumartesi

damla damla

çöken karanlık,
bulutlardan sanma,
ısınıp küreselleşen yontulardır aslında,

ve ekmek,
dere ağzında,
gök gürültüsü,
uyandırmaz mı çakalı,
sızlamaz mı vicdanı,
dönü durmaz mı dalabilmek için uykuya,
yatağında...

dere yatağında...

yağmur damla damla,
gozyası damla damla,
ve sel olur,yok pahasına...


ve toprak kokusu ardından,
açılan otuz mezardan buram buram,
kayıplar onca...

yüzen arabalar,
zincirlenmiş,telef inekler,
ve çığlıklar kalır akıllarda,
son ve,
yavaş yavaş ıslanan çığlıklar...

suç yağmurundur elbet,
ya da taşıyan rüzgarın,
ne bileyim,
ıslanmaktan çekinen insanın...

boğazında düğümlenir,
acı,
kin tıkar mazgalları,
sitem basar,
şehrin ve ülkenin heryanını...

Hiç yorum yok: