çamurluklarında havzanın tozuyla yaklaşıyor,
dev camının arkasından gülümsüyor muavin,mesainin bitişine,
orta kapısı açılıyor,güleç suratlara,
artıyor özlemi ayrıldığı perona.
bir kadın,soğan soymakta,
güneş batmak üzere,validesini anmakta,
doluyor gözleri,
çağın buluşunu tuşluyor yeni yıkadığı elleri,
sorular iliştiriyor dağlarda uzanan kabloların ucundaki,
hiç oturup da saymadığı,
çok delikli plastik parçasına,
iyi dilkeleri yankılanıp beyaz dağlarında,
çığ öncesi kar tanesi oluyor özlemi,
dair beyaz saçlarına
kapanıyor ışıkları çift yataklı ranzaların,
çok olduğu odanın.
sokak lambasının titrek ışığı sızıyor,
rüzgar ile birlikte,ahşap penceresinden içeri,
ayaz bir kışın yorganına sarınmış yanlızlığında,
yanaklarına konduruyor iyi geceler öpücüğünü;
gölgesi insana benzeşen direğe kayıyor gözleri,
hiç var olmamışsa da annesi,
yanakları pembeleşiyor,
özlüyor yetimin biri.
bir gece,yaz ortası,
yere eğiliyor evin yanındaki,
bal armudun dalları,
kaldırılan sofra geliyor hep gözlerinin önüne,
bir elin parmaklarıyla sayılacak saatler önceki,
sesi ilişiyor kulaklarına,
dirseğini ıskalıyor gözyaşları,
kollarında hafifçe yiten sıcaklığıyla,
oğlu ile kızı annesini uğurluyor;
asrın icadı uykularının ortasında yakalıyor torunları,
güneşin doğduğu yerler,
özlemlerinin karanlığına gömülüyor saat saat.
elinde satmaya kıyamadığı çiçeğiyle,
kara yüzlü bir çingene,
banklara uğruyor teker teker,
çiftleri kandırmaya çalışıyor güzel dilekleriyle,
yirmili yaşlarında,beşiktaşın boğaz seyrine,
boğazı düğümlenmiş yirmilerinde bir gence ilişiyor bu sefer,
sigara soruyor yüzsüzce.
gemileri sayıyor,ya da martıları,
düşüncelerinden bağımsız bir uykuya dalabilmek için...
el ele,yaz sıcağına inat koyun koyuna çiftlere,
imrenedurmuş buluyor kendini,
vapura binenleri saymaya başlıyor bu sefer,
birer birer,evlerine dönmenin sevinciyle,
özlemsiz bir ayrılık duyuyor suratlarda,
ayrılan vapurun kornasıyla.
dalga,istanbul,
temsili topların günbatımyla silikleşen gölgesi,
asık suratlı tinerciler,
hepsi,
bir olup,
karşıdaki akrabalarını,
komşu illerdekileri,
uzaktakileri,
hatırlatıyor...
bir çocuğun hiç olmamış onsekizviteslisini,
binmeyi özlediği gibi,
bir yetimin annesini gibi hani,
özlüyor,gittikçe karanlıklaşan istanbul gibi,
gömülü olanları...
hiç olmamış bir erkek kardeşi özlüyor bu sefer,
veya,hiç gitmediği yabancı toprakları,
çocuklarına düş kuruyor gittikçe,
var olmadıkça,artıyor içindeki karanlık,
bir sevgiliyi özlüyor,
uzaklarda olmasını yeğleyerek,
yanındayken olduğundan bin kat daha fazla,
hic doğmayacak bir güneşin batışını izler gibi...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder