2 Mayıs 2009 Cumartesi

yok

kapı çaldı,
sessizliğe büründü içerisi,
kapıyı çaldığı an geldi aklına,
çıkan olmamıştı,
acaba çaldığı içerisi,
sessizliğe mi bürünmüştü,
var da yok muydu çaldığı kapı,
bi an afalladı,
kapıyı açmaya yeltendi,
yerinden doğrulurken düşürdü kültablasını,
halıya düştü sessizliği bozamadı,
küfrederek sessizliği bozmadan,
hem kapıya yetişmek isteyerek,
hem içerinin sessizliğine hayran kalmış,
durakladı,
çaldığı kapıyı açmayanın yerine koydu kendini,
bir de dışardakinin yerine,
afalladı,
kimo?
diye bağırdı,
sessizce...
yutkundu,
arttırdı sesini,
bir daha bağırdı,
öcünü alıyodu kendince,
hızlandı,döktüğü sigaralara basarak,
ve yine duraklayıp,
kapının lensinden baktı kim var diye,
telefonu çaldı,
seyrederken kimi,
elinde telefonla,
sessizliğe taptı,
bir kaç kere daha çaldı telefon,
kimse,kim ise,
şaşkın şaşkın,
ayrıldı kapının eşiğinden,
sessizce dökülen izmaritlerin yanına gitti,
külü dağıttı,
hatırındaydı çaldığı kapı,
gün boyu çıkmadı evden kapıyı çalanın kokusu,
kendince ona kapıyı açmayanın yerine koydu kendini,
bir gün ya geçti ya geçmedi,
niye çaldın diye sordu,
birası vardı elinde,
yine aynı müzik,
hafifte koku,
dinledi ve ceevapladı sessizce,

sessizliğimi bozma dedi,
kokun da elbet uçar gider,

ve dua etti çaldığı kapıya,
kaldırmamasına dökülen izmaritleri...

Hiç yorum yok: