12 Mayıs 2009 Salı

sen

sen varsın yürüyüşte,
ben kaldırım,
sen geçip ezip giden,
sen,
ne rengim kalıyor yürüyüşünde,
ne adresim...

sen varsın yolculukta,
ben yol kenarında bir çınar,
sen bakıp da görmeyen kadın,
gölge ediyorum pencere kenarında,
en güneşli vaktinde günün,
bakışlarını saklayan yüzüne,
bir anlık serinlik hissediyorsun,
unutmak değil,hatırlamıyorsun bile,
gözlerini bile kırpmıyorsun...

sen varsın yemekte,
ben siparişi alan garson,
ilk defa yaklaşıyorum bu kadar çok,
soruyorum,
cevap veriyorsun,
anlamıyorum,veyahut anlamamazlıktan geliyorum,
duymuyorum bile seni,
göz göze geliyoruz,
sesin yükseliyor,
bu sefer doğru yazıyorum,
hesabı istiyorun,
gidiyorsun,
hoşçakalın diyorum,
duymuyorsun bile,
masayı karıştırıyorum unuttuğu birşey var mıdır diye,
sinirleniyorum,
küfrediyorum senden hiç kalmış masaya,
unutmamana,
bir daha karşılaşıyoruz bir arka sokakta,
gözgöze dahi gelemiyoruz,
küfrediyorum unutmana...

sen varsın yağmurda,
ben kantinin önünde bir şemsiye,
bulutlar bile deliriyor,
kararıyor ben gibi sinirden,
ben düşledikçe,
hızlanıyor yağmur,
sen bana sığınıyorsun,
kısa saçlarını kurutmaya çalışıyorsun,
hayır der gibi kafanı bir o yana bir bu yana sallayarak,
kaldırmıyorsun kafanı,
yağmur bile duruyor,
an dahi donuyor,
vakit buz kesiyor gölgemde,
sen gidiyorsun,
hayalin kalıyor,yağmura siper olmuş ben,
ve ben kapanmıyorum,
kapanmıyor kalbimin odaları,
damarlarımda hissettiğim zehre...
ve sen tutulmuyorsun yağmura bir daha,
aynı yerde...

sen varsın sigarada,
ben paketin açma şeridiyim,
üst kısmında naylon parçası,
buruşturup çöpe fırlatıyorsun beni,
rüzgara tutulup,
tutunup,
ıskalıyorum,
bakıyorsun,
küfrediyorsun,
yere eğilip almıyorsun bile,
on dokuz tane kalıyor,
ben kalanı sayıyorum,
düş kuruyorum,
kalanlara elveda diyorum,
teker teker ondokuz elveda,
yanıyor kibritin ucundaki,
ilişiyor ayaklarıma,
o an,
saniyesi saniyesine donuyor zaman,
içine çekiyorsun,
ayaklarımdan kalbime sıcaklık yükseliyor,
ve ben ciğerlerine doluyorum,
sonra dağılıyorum odana,
biraz burnundan,
biraz da dudaklarından,
yavaş yavaş,
ağır ağır yanarak,
kül kalıyorum,
ama ben odana dağılıyorum,
çöpün kenarında buruşmuş olan ben,
imrene imrene,
son nefesine,
izmaritine kadar,
sigaraya düş kuruyorum,
camı açıyorsun,
kapıyı da,
geçip gidiyorum rüzgara...

Hiç yorum yok: