21 Haziran 2011 Salı

part 14a

insanlar,dünyaya neden geldikleriyle ilgili,bilinçaltlarını sarsan,soruları ve arayışlarıyla,ister istemez,özel olduklarına dair,zihinlerinde tam da anlamını,kelimesini bulamasalar dahi,bir izlenime kapılırlar.varlıklarına,vakıf oluşlarında büyük pay sahibi duyuların ve hayattan edindikleri,hormonlarını tetikleyen etkileşimlerin birleşip oluşturduğu "tek pencere";onlara tüm evreni(kaosun kasıp kavurduğu insancıklarıyla),onlar için oynanan bir oyun,çekilmiş bir sinema filmi gibi gösterir.bu fikirlerini,kendi mantıksal mahkemeleri karşısında ispatlayabilmek için,filmin içinden çeşitli karakterlerin desteğini beklerler.işte, insanın hayatında,onu seven,onu arzulayan,ona ihtiyacı olanları tutmasındaki temel neden budur.hatta onlara ihtiyacı olmasının nedeni kendilerinin yarattığı bir kavram kargaşasından başka birşey değildir.egolarını tatminden öte,senaryolarını sağlayan denklemlerin var oluşu için,ihtiyaç duydukları,en yalın ve en güçlü "kendini özel hissedebilmesi için gerekli olan iksir" sevgi'dir.çünkü sevgi,anlamlandırılamayacak kadarkarmakarışık,ve bütün sayabileceğimiz alt övgüsel hislerin üstünde,ve onları kapsar bir mertebededir.
karşılıklı oynanan bu düzmece oyunun aktörleri,koca birer yalancıdan başka kimse değillerdir,ki en büyük yalan kendinize söylediğinizdir.bu bahsettiğimiz sevgi ve övgü,sadece romantizm temelli olmayıp,tüm sosyal ilişkilere indirgenebilir.

"tek pencere" 'den içeri süzülüp,nöronları depremvari sarsıp,hormon seli yaratan etkileşimler;bazen,gücü bendine sığmaz bir sultana çevirir insanı,tüm imrendiklerinin imrenebilceği bir yaratığa dönüştürür bazen kendilerini...

Hiç yorum yok: