12 Ocak 2010 Salı

utanc

çocuk,
birinin yüzüne bakıyorsan,
eğer,
gözlere bakmalı;
aynada kendi yüzüne bakıyorsan,
eğer,
gözlere bakmamalı

bakamıyorsan onun gözlerine,
eğiyorsan kafanı,
yanlızsındır,
o her kim ise,
onun yanında;
eğer dalıp gidiyorsan gözlerine,
aynada,
yanlızsındır,
karşındaki her sen ise

dalıp gidiyorsan maviliklere,
ya da yeşil çam ormanlarına,
ya da nebileyim,
toprak rengine...
onun senin yanında olması muhim değildir artık,
yanlız değilsindir;
saçının teline mesela,
ya da anlındaki kırışıklıklara,
yahut,
gözlerinin altındaki çukurlara,
bakabiliyorsan,
görebiliyorsan,
aynada,
sen,zamanın an'ında buluşursun kendinle,
tanıyabilirsin artık kendini

kör eder gözler,
güneşe bakmak gibi,
einstein'in merağını sil at çocuk,
ruhunda ara kendini,
ya da;
dönüp baktığın dünyada,
bedeni sil at çocuk

asıl olan karşındaki gözlerde,
kendi yansımana dalmaktır çocuk;
kaçınılacak olan kendi yansımanda,
kendi gozlerine dalmaktır işte,
o zaman,ya kaçırırsın gözlerini,
ya da silinirsin andan,
aynadaki gibi...

Hiç yorum yok: