sınırdayım,
tüm bağışıklığımın kırıldığı anda,savunmamın çöktüğü,
zaferine boyun eğdiğim adayım,
tüm zehirlerin...
söylenmişliklerin altında ezildiğim anda,
alkolün hissizleştirmesine sığınaraktan,
ertesi güne,
dolu dolu yaşayarak hislerimi,
zincirin kopuşunu ağır ağır seyreder gibiyim,
zihnime vurduğum kafeslerden...
son yudumda son nefesi yaşar gibiyim,
her yudumda son yudumu yaşamayı yeğleyerek...
hiç bitmeyen 2009 kışına küfrederek,
içimdeki sıcaklığı kaybetmeye duyduğum nefret,
ve niye soğur içim bu kadar hissederek sorularıyla,
güneşin doğuşuna nalet eder,
bir yarasa gibiyim...
ya da aydnlanan tan yerinde,
ışığı ezilen ateş böceği gibiyim,
uzaktan seyredenlerin gözünden silindiği...
işte tan yerindeyim,
sınırdayım,
ışığım sönmese de sönmüş gelir olmuş,
nefes alışlarım öksürüğümle boğuşur olmuş,
ve ciğerimden dökülen zehir,
ya da balgam dedikleri mukus,
her yutkunuşumda,
içime dolar olmuş,
zararlı mıdır,
zararsız mıdır bilmem,
üşenmem lavaboya gidip gelmeye...
işte,
sana söktüğüm her sözcük,
içime doldurduğum her vakit,
zararlı mıdır bilmem,
sana söylemeye gidip gelmeye...
sınırdayım veyahut sınırındayım,
adımımı ileri mi geri mi atam bilmem,
ve ikinci bira...
içsem mi içmesem mi bilirim,
bira kalmayana kadar içmek,
evet,
en alkolsuz,en tatsız,en yavas
sarhoşlığumla ilerliyorum sana,
zehir,
evet zehir,
dol içime,
veyahut,kal,
art öylece,
seni ancak ben yaşatırım,
ben bildikçe var olur tüm sınırlar,
ve ateş böceği,
gün geçer batar yine aynı yerde,
ışığına küfrettiğim güneş,
orda mı olur,
ateş böceği,
olmaz mı bilmem...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder