4 Nisan 2009 Cumartesi

kusmak

gününe mi,
dününe mi bir şarkı tutturmuş,
senliğim,
damarlarımdan kusuyorum,
kalbime işliyor baskısı,
sonra karnıma iniyor,
daha sonra sol gözümün üstünde hissediyorum,
yavaş yavaş,erir bir buz gibi...
kusuyorum

işaret parmağım ile orta parmağım arasına sıkışmış sigarayı,
sana inat,
senden yüzden,
sana bir ıslık tutturmuş da kurumuş gibi,
dudaklarımın arasından kurtarmaya
çalıştıkça zehri filtreli silindirin ucunda yanan,
tutunur dudaklarıma,
işaret parmağım ile orta parmağım,
yanar,kavrulur,
közünde zehrinin...
rüzgardan mıdır esen yüzüme,
ıslıktan mıdır bilemem...

ve ben ikinci bir harekette,
orta parmağım ve işaret parmağımı,
rüzgara tutup,
hafif üflemeler sonrasında,
közün bende bıraktığı,
zehri,külü,
rüzgara karşı silkelerken,
hayali bir küllüğe,
dağılan toz ilişir saçlarıma,
küllenirim,
lanet okurum rüzgara,

bir kez daha dudaklarıma iliştirmeli miydim,
bir daha çekmemeli miydim içime bilmem,
ve sonrasında,
inat edercesine tekerrüre
dilimin ıslaklığıyla,
nemlendirdiğim dudaklarıma,
hiç olmayan,mevcudiyetsiz azmimle
ayak parmalarımın soğukluğunda,
kalbimden mideme doğru bir ateş topunu özlercesine,
yanışını umut ederken
işaret parmağımla orta parmağım arasını,
çekerim,
kusarım içime...

Hiç yorum yok: