dünya öyle yok ki bazen,
odamdan ibaret sanki evren,
filmlerde kurulan hayalin içindeyim,
çevreler bembeyaz bulutlar,
hani benim uçaktan,
senin uzay gemisinden kuş bakışı seyrettiklerin,
sınır çizer sonsuzluğa,
tüm nesnelliğyle dünya kaybolur,güneş ve merkür...
tüm okyanuslar devirdiğin su bardağında dalgalanır,
tüm gemiler bir çay yaprağına dönüşüverir,
bilirsin o çay yaprağı hep vardır...
tüm söylenmiş cümleler kitaplığımdaki sayfalara dönüşür,
tüm renkler, kısır dolabımda mekan bulur kendine,
tüm sesler o adi hoparlöre yuva kurar,
ve tüm karmaşıklığıyla hayat,
o puzzle'a çözünür...
sevgiye dair her şey,
big bang vari öpüşmelerimizde oluşur,
güneş veyahut dünyanın çekirdeğinden yükselen ısı,
aslında bizim sarılmalarımızdan ötürüdür,
ve sen saçını tararken oluşur tüm rüzgarlar,
senin mırıldanmalarındır aslında müziğin ta kendisi,
renkler,
hangimizin eli hangisiydi sorunsalına düştüğümüz anda,
gözümüzü kapattığımızda oluşur,tüm kombinasyonlarında,
ve kötü hiçbir şey var olamaz o an,
ya da hiç bir sıfat...
o an hiç bir şey var olamaz...
senden başka...
ve öyle yayılır ki bu an,
zaman içinde,tüm gelmiş geçmişi
tüm gelecek ve gideceği kapsar,
teferruattur gerisi,ne gelecek ne geçmiş,
hiç var olmamıştır...
bu an,
her andır...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder