dört koldan geldiler,
ciğerlerine doldu gaz,
bir kıvılcım var oldu,belki onlar belki
biz tarafından,
çadırları yaktı önce,
sonra dinamite ulaşırcasına fitil üsütnde seyredip,
yayıldı meydanlara ateş...
ilk defa,
belki de dünya tarihinde,
ağaçlar için milyonlar sokağa döküldü,
ya da kalbiyle oradaydı,
ağaçlar için orada olup da otorite tarafından ezilenler için...
şimdi siz buna ağaç bahane dersiniz,
kimisi çivi sinire değdi sanar,
o kadar çaktıktan sonra otorite sahipleri,
yaşamın tam ortasına kısıtları...
belki de elinden içkisi alındığı için huysuzlanmıştır,
ya da alınmamıştır da saate göre düzenlenmiştir...
belki de reyhanlı'da örtbas edilen yüzlerce ölü vatandaşın,
ruhları o gece görünmüştür gezi parkında,
huzur araken,son yeşilde...
belki de kürtaj,
belki de tecavüz için ortaya atılan genius fikirler sinirleri bozmuştur,
belki de toplum 72 saatte unutsa da gündemi,
geçtiğince,
bir yerlerde izi kalıyordur,sinirleri geriyordur,
tramvalar gibi...
belki de uludere de ölen gençler huzurumuzu bozmuştur,
onlara da kaçacak yer bırakmadan bomba yağdırlmıştı,
kimbilir.
belki de sadece ağaçlar için,
belki sadece gölgenin bu yaz sıcağında kayboluyor oluşuna dair bencilce bir istektir,
ya da avm fikriyatına karşı anarşist bir tepki,
kapitalizme veya,
gelişmeye,
geliştikçe gelişip,ilerlemekten bıkmışızdır belki.
muhafazakar olmak,
muhafaza etmekten geldiği sürece,
bunca muhafazakarın yakıp yıkmasının yarattığı tezat akılları karıştırmıştır belki,
3.köprü'de yitecek ağaçların hissettiği
endişe ve huzursuzluk da sarmıştır dört bir yanımızı belki de,
endişe ve huzursuzluk da sarmıştır dört bir yanımızı belki de,
belki iktidarı ve muhalefeti ile 12 yıllık bu hadise bıktırmıştır bizi,
ve farkına varmışızdır yuzde 54 e karşı yuzde 46 olduğumuzun,
ve farkındalığı yuzde beşe aşıladığımızda matematiğin bizi çoğunluk yapacağının,
belki de bıkmışızdır kanallardan,reklamlardan,
dayatılan renk ikilemlerinden gök kuşağı yaratasımız gelmiştir kimbilir,
mavi-bordo-lacivert-sarı-kırmızı-beyaz-siyah-yeşil...
uyanmışızdır belki,
ya da galeyana gelmişizdir,
başı kesilen horoz gibi refleksif tepkiler yağdırıyoruzdur,
lakin,
başımız kesilmiştir de,
köklerimizden ayırmak da nedir?
ağaç gibi...
bir ağaca empati kuruyoruzdur şu an,
insani bir şekilde,
tüm işe güce,
okula sınava,
ve hayatın bize dayattığı,
tüm yanılsamalara kendimizi veremiyoruzdur...
yaptık oldu ya da olacak'a,
olmayacak diyoruzdur kimbilir,
olmamalı ile başlayıp...
yaptık oldu ya da olacak'a,
olmayacak diyoruzdur kimbilir,
olmamalı ile başlayıp...
tüm dünya yanımızdadır,
ya da haberlerde milletlerin bahar yapması,
tüm dünyanın anlık heyecan ve şaşırma ihtiyaçlarını gideriyordur,
orta doğu'ya dair meraklarından ötürü...
fakat bahar geçeli çok oldu,
şimdi yaz,
haziranda ölenler mi hatrımıza geldi,
kimbilir...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder