27 Haziran 2009 Cumartesi

yanlıs

işte çöküyor karanlık yeniden,
yağmur öncesi damlıyor boncuk boncuk,
karartıcı,
iç bunaltıcı,
neme doymuş,nefrete dönmüş,
duruvermiş rüzgar ya da incesinden esinti,
dayanabilmeme neden her türlü koşullar,
uçuvermiş,
kapkara her yer,
gölgem dahi karanlık değil yeryüzüden...

her adımında kalan yolun yarısını alan,
paradokslara gömülmüş,
umutsuz vakayım artık,
imkansızlık cezbetmişti her yerimi,
alnımda boncuk ter,
tutamam ellerini,
yağacak yağmur yere vardığında anlımdan
kopan damlacık,
her saniyesinde kalan yolun yarısını alır gibi...

es geçmek,
veya kabullenmek hatayı,
sevinmek seçememezliğe,
elinde olmamasına,
yine de küfretmek,
olsaydı keşke türünde iç burukluğu...
ve o an,önce parlayıp sönen,
aydınlanan yeryüzü ve,
beliren gölgen senin içyüzün,
çimlerin üstüne doğru bir an karanlık,
giderek yükselen uğultu,
top sesi misali,
kalbinde hisseder gibi,
konser alannında ses sistemine yakın bir yerde,
bası ya da davulu,
işte o an,
es geçmişsindir...

atlayıvermişsin üstünden kalan yolun iki katı bir hızda,
alıştıramadan yaklaşmışsındır belki de,
alnından kopan damlanın,kalan yolun iki katını alıp da,
hiddetle çarpışını seyredersin yeryüzüne,
uğultusunundan gökgürültüsünün ya da silikliğinden,
yerle buluşuşunun,
ve o an ilk damla çarpar aynı anda anlına,
anlından kopan boncuk terin yerini almıştır,
daha soğuktur...
işte es geçmişsindir,
farkındasındır yanlışın,
elinde değildir ki hiçbirşey,dönüp de bakamzsın ki
kafanı çevirip geriye,
es geçmişsindir artık,
ses de kalmamıştır ne uğultu,
ne de flaşları yeryüzüne,
sadece alnına değen ince bir serinlik,
hepsi bu...

yavaş yavaş es geçtiğin anı ve öncesini hatırlarsın,
aydınlanan yeryüzünde karanlığınla yüzleştiğin,
o an,
tek sorun da o an mıdır ki,
anlımdan kopan damlanın yerini alan,
damlacığın koptuğu an...

Hiç yorum yok: