7 Mart 2011 Pazartesi

betik

...hayalleri satın alınamayacak çocuk,
düşler elbet yalnızlığı,
kurulacak bağ ihtimallerinin sonsuzluğuna dair bir ütpoyadır,
sarılmak kendin olacak hainin boğazına,
akıtmak tırnaklarını saplayıp da,zehirli kanı,
emmek gibi,yeni sokulmuş yılan ısırıklı süt beyaz bir bacaktan,
çocuk düşlerin yarasıdır bu,
kaybedilenlerin bedduasıdır belki de zehir,
ya da savunma mekanizmasıdır kaybedenin,kaybedilmişlerde aradığı keder,
ve zehir ki,
düşlerin açmazı,
belirsizliğin belirginleşmesidir;
ölümle arasında yazı turanın kaderinin belirlediği mesafeler kalmış
yılan mağduru bir gencin,evhamlı çığlıkları misali...

hayalleri satın alınamayacak bir çocuk,
düşler elbet yalnızlığı,
yanılgının esiridir kimi zaman,
bir aynanın aldatmacası misali,
bakanın fikrine göre değişen
zevk ve renk yanılgısı misali...
elbet ki,
bir alim çıkar da,düşer peşine salt doğrunun,
gün gelir o alim de piç olur salt doğruların saplanıp kaldığı,
nato mermer döşeli bir zihinden yankılanan ezgilerle,
ve şeytan aranır düşlerde,
kimi alime yorar kimi ilme...

hayalleri satın alınamayacak bir çocuk,
düşler elbet yalnızlığı,
elinde bir satır,
saplar boyunlarına boyunlarına,
kan şelale misali boşanır ayaklarına,
ne göz yaşı silebilir izini,
ne de kendine söylediği yalanları...
gün gelir de yolun tozu toprağı birikmiş,
ayakkabısını,
silecektir elbet,
çağın tüm çözücü kimyasallarına bulanmış suyla,
su ki şeffaf,su ki vicdandan kopmuş saflığıyla,
karşısına dikilecektir kan'ın;
kan ki söyleyecektir son şarkısını
hafızanın dağlarında çığların hayat suyu olacaktır,
hafızalara kazılı kan damlasının kırmızılığında ölüme çalan bir günbatımının
fotoğrafı da...

hayalleri satın alınamayacak bir çocuk düşler elbet,
yalnızlığı,
zihni kavuşana dek yalınlığa...

Hiç yorum yok: