7 Ekim 2010 Perşembe

ben,
sen'den,
geçerken,
bir tren geçer üstümden,
öyle,
ezip de parçalarıma ayırıp değil,
sanki,
raylara dikine uzanmışım da,
tüm vagonların burnumda esintisi,
ölümle dipdipe,
saniyler yıllara bürünmüşçesine,
an ve an,
film şeritleri,
akıp dururcasına...

ben,
sen'den,
geçerken,
kanserinin tanısı yeni konmuş,
kemoterapi ertesi,
ameliyatından yeni çıkmış,
dikişleri sızlar,
geçip gidip gitmediğine dair,
ikilemlerin boynuna dolandığı,
beyazlar içindekiyim,
acıya morfin ararcasına...

ben,
sen'den
geçerken,
mavinin maviyle birleştirdiği çizgide,
yokolur giderim,uzaklığın gibidir senin bana
ve bembeyazdır yokluğun gibi,karanlığımdan yitmiş sen,
ve eksiktir ressamın tuvali gibi,el değmemiş,
bayılırken gördüğüm resim,ölürcesine...

ben,
sen'den
geçiyorum,
akşam geceye değerken,
umutlar yitiğe varıyor sana dair,
sana dair her şey ikimize dairken,
ikimiz,
el ele verip sırat köprüsünden yürüyoruz,
biz ölürken,
sen ve ben yeni,
ve ilk nefeslerimizi alıyoruz...

ben,
sen'den,
geçerken,
tüm şarkılar,ağıtlar,
bize yazılmış gibi geliyor o an,
ben,
senin estiğin yöne değil sırtımı dönmek,
varmıyorum bile,
bir bıçak yarıyor,varoluşu,
ikiye de ayırmıyor,
yokoluyor,
bıçak bile sapıyla...


ben,
sen'den,
geçtim,
diyebilmek için,
çivi aramaz oluyorum,
tüm düşlerim,
keser'e varıyor,
söküp atabilmek için,
zülfü,
sus soyleme'yi söylüyor,
ve ben değil,
sen,
benden yitiyorsun,
hurdalığa varıyor,tüm çiviler,
geri dönüşüm için değil;
dünyamızdan sökülüp de,
söküldüğü herşeyden yokolup,
sonsuza kadar var olma çabasıyla...

ben,
sen'den,
geçtim,
diyebilmek için,
kendimden de geçsem...
isa'ya bürünürüm çelişkilerin hakimiyeti devraldığı an,
çarmıha gerilir de diyeti ödenir hatıraların,
ölmek göze alınabilir olur,
sensiz bir dirilişte...

Hiç yorum yok: