12 Nisan 2010 Pazartesi

gulibik

uyanır geçmişindeki,
bir köy evinde,
kesik kesik karelerle kahvaltı,
açar kapıyı,
levent'te bir sokakta bulur kendini,
yürüdükçe varır körfez'in
asite bulanmış atmosferiyle
duvarları deniz gören lisesine,
ilkokul öğretmeni girer kapıdan,
üniversitesinden,hiç var olmamış bir ders anlatır,
ve dalar yavaş yavaş tahtaya,
kara tahta,yeşil,bulanır,
ve dalar uykuya...
rüyasında;
uyanır pembe duvarlı bir odada,
bir çay koyar,
elini yüzünü yıkar,
kabusa çalmıştır "an",
ağır ağır,aitsizlikle karışık,
karabasandır sanki,
dışarıda soğuk bir hava...
uyanana dek,
acıyacaktır kalbi,
caddede bağırışlar...
yelkovan esner tik tak sesiyle,
ağır ağır kovalar akrebi...

rüya ki gerçek,
gerçek ki rüya...

Hiç yorum yok: