yürür sokakta,
tabelalar yabancı,
dev camekanlar,
ilişir gözleri,gözgöze gelir
yansıması yabancı
kanepenin altından çıkan,
tozlu poşetler içinde,
fotoğraflarda yeşerir anıları,
kendini arar o anda,
"an" tanıdık fakat,
sima yabancı
ve bir çay bahçesindedir,
yalancı güneş ensesinde,
gözünü alır cam masadan
parlayıp da,
yalnızlığı çökmüştür büsbütün,
soğur çayı yarıda...
dalıp gider yan masadakilere,
gözünü ısırır,karşılaşmıştır sanar...
yayılır implus duyularından,
kanın yayıldığı gibi suya...
an tanıdık,
tanıdıklar yabancı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder