sigaradan cektigim dumana,
karisip da,alveollerimden suzulup,
perçinleniyorsun kanima,
kalbime vardigin an,
kamyonun lastigi altin da ezilir gibi,
esneyip;
yağmurun,dağlardan soktugu agaclarin
nehrin onune kurduğu istikbaliz bir setin,
o lanet son damlalarla ağırlaşan suya
dayanamayip da,
dağılıp çağlayıp gürleyip de,
yıkıp geçen heyelan misali,
yayılıyorsun parmak uçlarima...
öğünüme karışıyorsun,
tat,tuz olup da
daldiğim manzara,
bulanip da sana varıyor
cumlelerime karışıyorsun,
sifatlar,isimler hep seni andiriyor
içime süzdüğüm gözyaşı yağmur olup da,
mazgallari sen,şehrimi selden esirgeyen
akip gidenin boşluklarini,
dolduruyorsun,ya da doldurmadıklarin boş duruyor gözüme...
ölüm provalarimda,sen,
nöronlarimin oyununa geliyorum uyandiğimda,
gerçekliğim taşiniyor da geceye,
uykuya uyaniyorum...
hiç de sonsuz gözükmüyor evren bu mühdette,
benle sınırlanıyor hayat dedikleri keşmekeş,
heykeltıraş oluyor zaman,
koca dünya yontuldukça yüz hatlarin beliriyor,
rüzgarlarin sesi karıştıkça birbirine senin sesine varıyor,
galaksiler,yildizlar gülüşünmüş aslinda,
güneşten kopup gelen yaz,
sarılmalarının sıcağına çalıyor,öpüşlerin güneşler doğuruyor...
.........
işte,öyle bir cenaze ki bu,kirki çıkıyor
bir tabuta sığınıp da,
yer altına sığınıp,
gömüyorum,her seni,
dışarılara...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder